EKREM DEMİRLİ, FUSÛSU’L-HİKEM OKUMALARI 48. SEMİNER ÖZETİ

Seminarın Amacı ve İçeriği

Bu seminer, İbnü’l-Arabî’nin tasavvuf öğretisinde dilin ve edatların metafizik rolü üzerine yoğunlaşır. Erken dönem zühd anlayışından başlayarak, Tanrı–kul ilişkisini anlatmakta kullanılan kavramların özellikle edatlar aracılığıyla nasıl derinleştiği incelenir. Ekrem Demirli, sülûk deneyimini edatlar metafiziğiyle yorumlayarak İbnü’l-Arabî’nin bilgi, ibadet ve varlık anlayışının epistemolojik temellerini sorgular.

Ana Temalar ve Başlıklar

  1. Edatlar Metafiziği ve Sülûk

Demirli, sülûk sürecinin klasik metafizik dille değil, edatlar üzerinden tanımlandığını savunur. “İlâ”, “bi”, “fi” gibi edatların, kulun Tanrı’yla ilişkisinde özne konumunu nasıl değiştirdiğini vurgular. Bu edatlar, bilginin değişen formlarını ve özne-nesne ilişkisini belirleyen göstergelerdir.

  1. Erken Dönem Tasavvuf ve Sünnî Gelenekle İlişki

Erken sûfîlerin ibadet ve yaratılış kavrayışları edatlarla şekillenirken, Sünnî gelenek bu derinliği zamanla kaybetmiş ve fıkhî bir çerçevede ibadeti şekle indirgemiştir. Bu bağlamda oruç, namaz, zekât gibi ibadetlerin yaratılışla bağını kurmak hedeflenir.

  1. Yaratılış, İbadet ve Epistemoloji İlişkisi

İbadetler, yaratılışın idrakiyle özdeştir. Bu anlayışa göre, Tanrı’yla ilişkide en temel nokta yaratılış şahitliğidir. Demirli, ibadetleri birer “negatif eylem” olarak tanımlar; kişi aktif bir eylem değil, yaratılışın tanığı olma bilinciyle hareket eder.

  1. İlâhî Bilginin Antropomorfik Temsili ve Eleştirisi

Sünnî tasavvufun, Tanrı’yı insanî kavramlarla yorumlaması eleştirilir. “Allah’ı Allah ile bildim” gibi ifadeler, sadece mecazi değil, varlık bilgisiyle ilgili temel dönüşümleri işaret eder. Bu noktada edatlar, Tanrı’yı “kendime göre” değil, Tanrı’nın kendisinden tanıma imkanını sağlar.

  1. Hadis Yorumu ve Teolojik Temeller

“Ben kulumun zannı üzereyim” hadisi üzerinden ilâhî tecelli biçimleri tartışılır. İbnü’l-Arabî, bu ifadeyi zannın değil, hakikatin bir zuhur biçimi olarak yorumlar. Tanrı, kulun inancına göre değil, hakikatin gereğine göre tecelli eder.

Sonuç

Bu seminer, İbnü’l-Arabî’nin edatlar üzerinden kurduğu metafizik dili merkeze alarak, dinî bilginin epistemolojik dönüşümünü ortaya koyar. İbadet, bilgi ve yaratılış ilişkisinin “edatlar” üzerinden yeniden düşünülmesi, tasavvufun metafizik derinliğine dair özgün bir çerçeve sunar.

 

 

Purpose and Content of the Seminar

This seminar centers on the metaphysical role of prepositions in Ibn al-ʿArabī’s Sufi doctrine, exploring how the relationship between God and the servant is restructured through linguistic elements. Beginning with early ascetic Sufism, Ekrem Demirli investigates how prepositions such as ilā (to), bi (with), and fī (in) shape the epistemology of worship, creation, and divine knowledge in Ibn al-ʿArabī’s thought. The seminar reframes the metaphysics of spiritual journeying (sulūk) not through abstract philosophical language, but through the grammatical structure of divine-human encounter.

Main Themes and Topics

  1. Metaphysics of Prepositions and the Journey of Sulūk

Demirli argues that the process of spiritual journeying is best expressed through prepositional language rather than classical metaphysics. Each preposition modifies the subject’s role and orientation in relation to God, illustrating the shifting dynamics of knowledge, proximity, and selfhood.

  1. Early Sufism and Sunni Tradition

While early Sufis grounded their theology of worship and creation through such linguistic constructs, the later Sunni tradition, particularly in legalistic frameworks, reduced acts of worship to external form. The seminar critiques this shift and aims to reestablish the ontological link between rituals like prayer, fasting, and zakāt and the act of witnessing creation.

  1. Creation, Worship, and Epistemology

Worship, in Ibn al-ʿArabī’s view, is not an action performed for God but an acknowledgment of one’s creation. Acts of worship become “negative acts”—not assertive deeds but states of witnessing and being-with. This epistemological stance redefines the goal of worship as divine recognition.

  1. Critique of Anthropomorphic Knowledge of God

Ibn al-ʿArabī resists interpreting God through human-centered terms. Statements such as “I knew God through God” reflect a metaphysical transformation rather than rhetorical expression. Prepositions become a means to know God not as projected by the self, but as revealed by His own reality.

  1. Hadith Interpretation and Theological Foundations

The hadith “I am as My servant thinks of Me” is reinterpreted as a mode of manifestation, not of projection. For Ibn al-ʿArabī, God does not appear as a subjective reflection but manifests in accordance with ontological necessity. Divine appearance is thus tied to reality, not personal imagination.

Conclusion

This seminar explores Ibn al-ʿArabī’s unique metaphysical grammar, showing how divine knowledge, worship, and creation are mediated through linguistic prepositions. It frames Sufi epistemology not as speculative theology, but as an embodied recognition of divine presence structured through language. Worship is redefined as a state of witnessing, and God–servant relations are reimagined through the metaphysics of relational grammar