ABDURRAHİM KOZALI: el-MUVÂFAKÂT 13. SEMİNER ÖZETİ

Dersin Amacı ve İçeriği:
Bu seminerde, Şâtıbî’nin el-Muvâfakât adlı eserinde hüküm konusuna giriş yapan birinci ve ikinci mesele ayrıntılı olarak işlenmektedir. Abdurrahim Kozalı, “mübah” (serbest bırakılmış fiil) kavramını merkeze alarak, klasik usûl anlayışlarıyla karşılaştırmalı bir analiz sunar. Hükümlerin tikellik (cüz’îlik) ve tümellik (küllîlik) bağlamında değişkenliğine dikkat çekilerek Şâtıbî’nin hüküm nazariyesinde özgün bir yer tuttuğu görüşü savunulmaktadır.

Ana Temalar:

  1. Mübah Kavramı ve Hükmün Tanımı
    Şâtıbî, mübahı “işlenmesi de terk edilmesi de istenmeyen fiil” olarak tanımlar. Bu yönüyle ne sevap ne de günah sebebi olur. Ancak bazı düşünürlerce mübahın terk edilmesinin dindarlık göstergesi olduğu iddiası Şâtıbî tarafından eleştirilir. Dindarlık niyetiyle mübahı terk etmek “terk bid‘ati” olarak görülür.
  2. Mübahın Terk Edilmesi Tartışması ve Eleştiriler
    Şâtıbî, mübahın terk edilmesini öven anlayışı üç temelde eleştirir:

    • Mübahın bazı durumlarda günah doğurabileceği gerekçesi (vesilelik argümanı),
    • Selefin mübahlardan kaçınma yönündeki tavırları,
    • Zühdün fazilet olması nedeniyle mübahların terk edilmesi gerektiği inancı.
      Bunlara karşı müellif, mübahın neye vesile olduğunun hükmü değiştirmeyeceğini ve bireysel davranışların delil sayılmayacağını savunur.
  3. Zühd ve Dindarlık İlişkisi
    Zühdün helallerden (mübahlar dahil) kaçınmak olduğu görüşü detaylandırılır. Ancak Şâtıbî’ye göre mübah, mahiyeti gereği terk edilmesi matlup olmayan bir fiildir. Dolayısıyla terkine değer atfetmek ya da ibadet haline getirmek, hükmün doğasını ihlal eder.
  4. Tikel (Cüz’î) ve Tümel (Küllî) Hüküm Ayrımı
    Şâtıbî, bir fiilin tikel (bireysel) olarak mübah iken tümel (genel/toplumsal) düzeyde mendup, vacip, mekruh veya haram olabileceğini belirtir. Örneğin:

    • Yeme-içme tikel olarak mübah olsa da tümel düzeyde zarurî (vacip) olabilir.
    • Boşama (talak) tikel olarak mübahken, tümel olarak neslin korunmasına zarar verdiği için menhi (yasaklanmış) olabilir.
  5. Hükümlerin Mutlaklığına Karşı Eleştiri
    Şâtıbî, hükümlerin mutlak olmadığını, bağlamdan bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini savunur. Hükümlerin kişi, zaman ve niyete göre anlam değiştirebileceğini öne sürer. Vacip ve haram gibi kategorilerde tikel-tümel farkı mahiyet değil, derece farkı oluşturur.
  6. Maslahat, Şahitlik ve Âlimin Zellesi Örnekleri
    Maslahat, adetler, şahitlik ve haberi vahid gibi kavramlar üzerinden tümelliğin hukuki ve ahlaki bağlamda belirleyici olduğu savunulur. Âlimin küçük hatalarının bile toplum üzerinde etkili olması, hükmün tümelleşerek dönüşebileceğini gösterir.

Sonuç:

Bu seminerde Şâtıbî’nin hüküm anlayışı; klasik kelâmî ve fıkhî geleneklerle eleştirel diyalog içinde geliştirilmiş, özellikle mübah kavramı çerçevesinde hükmün bağlama, niyete ve toplumsal etkiye göre değişkenliği savunulmuştur. “Tikel-tümel ayrımı” ise yalnızca mübah değil, mendup, mekruh gibi tüm hükümler için işlevsel bir yöntem olarak ortaya konmuştur. Böylece hükmün statik değil, dinamik ve bağlama duyarlı bir yapı olduğu iddia edilmiştir.

 

Purpose and Content of the Seminar:
This seminar continues the exploration of legal rulings (aḥkām) in al-Shāṭibī’s al-Muwāfaqāt, with a focus on the notion of mubā (permissible acts). Abdurrahim Kozalı analyzes the classification and functional dynamics of rulings through the distinction between particular (juzʾī) and universal (kullī) judgments. The session critically assesses previous scholarly views and defends Shāṭibī’s unique contribution to legal theory, especially regarding the ethical neutrality and variable contextual impact of mubā.

Key Themes:

  1. Definition of Mubā and Its Legal Status
    Shāṭibī defines mubā as an act for which neither performance nor avoidance is demanded—it is morally neutral. While some scholars view abstention from mubā acts as a sign of piety, Shāṭibī challenges this, warning against the bidʿa (innovation) of abstention piety (tark al-mubā as worship).
  2. Critique of Asceticism-Based Abstention
    Shāṭibī critiques three main arguments used to promote abstaining from mubā:

    • That it may lead to prohibited actions (causality/wasīla logic),
    • That the early generations (salaf) avoided mubā,
    • That asceticism (zuhd) itself necessitates abstaining from permissible pleasures.
      He counters these by arguing that permissibility is not conditioned by indirect consequences, individual practices are not legal proofs, and mubā inherently lacks divine commendation or condemnation.
  3. Asceticism and Religious Behavior
    The seminar discusses the notion that zuhd involves avoiding the permissible. Shāṭibī rejects this, affirming that the nature of mubā forbids assigning religious value to its omission or performance. Turning it into a form of worship distorts the framework of divine law.
  4. Particular vs. Universal Judgments
    Shāṭibī emphasizes that an act may be mubā at the individual level but assume a different legal value (e.g., wājib, mandūb, makrūh, or ḥarām) at the societal or universal level.
    Examples:

    • Eating is mubā individually, but universally it may be wājib for survival.
    • Divorce is mubā individually, but universally makrūh due to social harm.
  5. Challenging the Absoluteness of Legal Categories
    Shāṭibī argues that rulings are not absolute; they shift based on intention, context, and broader social implications. He introduces a scale of evaluation where the same act can take different legal statuses depending on its scope and outcomes.
  6. Maslaḥa, Custom, and Authority as Normative Forces
    The seminar concludes by linking the universal dimension of rulings to broader legal-ethical concepts such as maṣlaḥa (public interest), customary practices, and the influence of authoritative figures. A scholar’s minor deviation, for instance, can create communal misunderstanding and therefore become legally significant at the universal level.

Conclusion:
This seminar demonstrates how Shāṭibī’s theory of rulings breaks from rigid, static classifications and adopts a dynamic, context-sensitive model. The concept of mubā is not dismissed as irrelevant but is reframed through a dual-level analysis—individual and collective. By doing so, Shāṭibī presents a nuanced, functional legal philosophy grounded in social reality, intention, and ethical coherence.