HAYRETTİN NEBİ GÜDEKLİ, EBÛ HANÎFE, EL-FIKHU’L-EKBER 2. SEMİNER ÖZETİ

Seminerin Amacı

Bu seminerin amacı, Ebû Hanîfe’nin Fıkhu’l-Ekber bağlamında ilahî sıfatlar, kelâm sıfatının mahiyeti, Kur’an’ın kadimliği, fiillerin yaratılması, kaza–kader ilişkisi, Levh-i Mahfûz’un statüsü, ilahî ilmin ezelîliği, insan fiillerindeki kesb anlayışı ve ilahî hikmet gibi kelâmın merkezî meseleleri üzerine geliştirdiği yaklaşımı açıklamak; bu meselelerin Mutezile, Cehmiyye ve diğer ekollerle çatışma noktalarını Ebû Hanîfe’nin çizgisinde temellendirmektir.

Ana Temalar

  1. Allah’ın Sıfatları ve Kelâm Sıfatı

Ebû Hanîfe’ye göre Allah’ın sıfatları kadimdir ve zâta zait olmakla birlikte zât ile kāimdir. Kelâm sıfatı hakikîdir ve harf–ses cinsinden değildir. Kur’an Allah’ın kelâmıdır ve mahlûk değildir. Okunan, yazılan, telaffuz edilen şeyler ise bizim fiilimiz olduğu için mahlûktur. Bu ayrım kelâm sıfatının ezelîliği ile insan fiillerinin yaratılmışlığını net biçimde birbirinden ayırır.

  1. Kur’an’ın Mahiyeti

Kur’an’ın kadim oluşu Ebû Hanîfe’nin akidenin omurgasına yerleştirdiği ilkelerden biridir. Kur’an’ın mahlûk olduğunu iddia etmek kelâm sıfatının inkârı anlamına gelir. Kur’an’ın mushaflarda yazılı hâlinin ve tilavetinin mahlûk olması Allah’ın kelâm sıfatının ezeliliğiyle çelişmez; çünkü ezelî olan “mana–kelâm”dır, harf ve sesler insan fiilidir.

  1. Kader, Kaza ve Levh-i Mahfûz

Kader Allah’ın ezelî ilmidir; kaza ise bu bilginin zamanı geldiğinde yaratılmasıdır. Levh-i Mahfûz’da bulunan yazı hüküm değil, vasıftır; Allah’ın bildiğini bildirmesidir. Bu yazının bulunması cebir doğurmaz; bilginin etkileyici değil bildirici oluşu insan sorumluluğunu korur. Böylece Sünnî çizgi cebr ile kadere inanma arasında denge kurar.

  1. İlâhî İlim ve Ezeliyet

Allah’ın bilgisi zamanla değişmez; tüm varlıklar ve yokluklar Allah’ın ilminde ezelden beri malumdur. İlmin ezeliliği, Allah’ın bilgisini yaratılmış şeylerin meydana gelişiyle ilişkili olmaktan kurtarır. Böylece Allah’ın bilmesinin fiilleri zorunlu kılmadığı; fakat fiillerin gerçekleşmesini engellemediği bir yapı oluşturulur.

  1. İnsan Fiilleri ve Kesb Anlayışı

Ebû Hanîfe insan fiillerinde hem ilahî yaratmayı hem insan iradesini kabul eden dengeci bir yaklaşım benimser. Fiilin yaratılması Allah’a, yöneliş ve tercih insana aittir. İnsan fiillerinin tamamen kuldan olduğu görüşü Mutezile’nin; tamamen Allah’tan olduğu görüşü Cehmiyye’nin yaklaşımıdır. Kesb bu iki uç arasında hem tevhidi hem sorumluluğu koruyan çerçeveyi sağlar.

  1. İlâhî Hikmet ve Fiillerin Mahiyeti

Allah’ın fiillerinde hikmet vardır fakat bu hikmet insan aklı tarafından her zaman kavranamaz. Allah’ın bir fiili işlemesi için zorunlu sebeplere bağlı olması düşünülemez. İlâhî hikmet, Allah’ın adaletinin ve rububiyetinin tezahürüdür ancak insan aklı için mutlak açıklık aranmaz. Böylece Ehl-i Sünnet ilahî fiilleri hem hikmetsiz bırakmaz hem de insan merkezli zorunluluklara bağlamaz.

Sonuç

Bu seminer, Ebû Hanîfe’nin Fıkhu’l-Ekber’de ilahî sıfatlar, kelâm sıfatı, Kur’an’ın kadimliği, kader ve kaza, Levh-i Mahfûz’un anlamı, ilahî bilginin ezelîliği, kesb ve insan fiilleri gibi konularda Sünnî kelâmın temelini nasıl attığını göstermiştir. Ebû Hanîfe’nin yaklaşımı, Mutezile’nin sıfat inkârı ve insan fiillerindeki mutlak özgürlük iddiasını reddederken; Cehmiyye’nin cebrî yorumunu da reddederek mutedil ve dengeci bir akide modeli ortaya koyar.

 

Purpose of the Seminar

This seminar aims to explain Abū Ḥanīfa’s theological approach in al-Fiqh al-Akbar regarding divine attributes, the nature of divine speech, the uncreatedness of the Qur’an, the relation between decree and predestination, the status of the Preserved Tablet, the eternality of divine knowledge, the acquisition of human acts (kasb), and the balance between divine wisdom and human responsibility.

Main Themes

  1. Divine Attributes and the Attribute of Speech

According to Abū Ḥanīfa, God’s attributes are eternal and subsist in His essence without being identical to it. The attribute of speech is real and not composed of letters or sounds. The Qur’an as God’s speech is uncreated, while its recitation and written form are created human acts.

  1. The Nature of the Qur’an

The Qur’an’s eternality forms a central pillar of creed. Denying it implies negating God’s speech. The created nature of written and recited forms does not conflict with the uncreated nature of divine speech, since the latter refers to eternal meaning.

  1. Decree, Predestination, and the Preserved Tablet

Divine decree is God’s eternal knowledge, and predestination is the realization of that knowledge in time. The Preserved Tablet describes rather than determines events, preserving human responsibility by distinguishing knowledge from causation.

  1. Divine Knowledge and Eternality

God’s knowledge does not change. All existent and non-existent things are eternally known to Him. This removes divine knowledge from temporal contingency and preserves human freedom from determinism.

  1. Human Acts and the Concept of Kasb

Abū Ḥanīfa affirms both divine creation and human choice. Human actions are created by God but acquired through human intention. This balanced position rejects Muʿtazilite libertarianism and Jahmite determinism alike.

  1. Divine Wisdom and the Nature of God’s Acts

Divine actions embody wisdom, though that wisdom is not always comprehensible to humans. God’s acts do not depend on external causes or necessities. This protects both divine freedom and justice.

Conclusion

This seminar demonstrates how al-Fiqh al-Akbar establishes the Sunni framework for understanding divine attributes, the Qur’an, predestination, divine knowledge, and human agency. Abū Ḥanīfa’s method provides a balanced theology that avoids both extremes of determinism and absolute human independence, forming the core of classical Sunni creed.