ABDURRAHİM KOZALI: el-MUVÂFAKÂT 14. SEMİNER ÖZETİ
Dersin Amacı ve İçeriği:
Bu seminerde Şâtıbî’nin “mübah” kavramına yaklaşımı çerçevesinde üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı meseleler işlenir. Abdurrahim Kozalı, mübahın yalnızca “nötr” bir alan değil, niyet, bağlam ve tümel sonuçlar bakımından değerlendirilmesi gereken bir kategori olduğunu vurgular. Bu çerçevede mübahın türleri, haz ilişkisi, şer‘îliği ve teklifî hüküm sayılıp sayılmayacağı konuları tartışılır.
Ana Temalar:
- Mübahın Tikel-Tümel Ayrımıyla Sınıflandırılması (Üçüncü Mesele)
Şâtıbî’ye göre mübah dört şekilde görülebilir:- Tikelde mübah, tümelde işlenmesi istenen şeye hizmet eder (örneğin beslenme).
- Tikelde mübah, tümelde terk edilmesi gereken şeye hizmet eder (örneğin sürekli eğlence).
- Tikelde mübah, kendisi gibi mübah olan başka bir fiile hizmet eder.
- Ne olumlu ne olumsuz bir tümel sonuca hizmet etmeyen; abesle iştigaldir.
Bu ayrım, mübahın bağlamdan bağımsız mutlak bir statüye sahip olmadığını gösterir.
- Mübahın İki Türü ve Naslardaki Üslup Farkı (Dördüncü Mesele)
Şâtıbî, “mübah” hükmünün Kur’an’daki iki ifade tarzıyla ilişkili olduğunu belirtir:- Açıkça serbestlik bildiren naslar (kûlû min ṭayyibāt, fenteshirû gibi),
- Dolaylı olarak serbestlik ifade eden “lâ ḥaraca fīhî” gibi ifadeler.
İkinci tür serbestiyet, aslında affedilmiş fiiller olup şâri‘in bu fiillere olumlu bakmadığını ima eder. Bu da mübahın seküler değil, ilahî bir bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyar.
- Mübah ile Haz Arasındaki Telazüm (Beşinci Mesele)
Şâtıbî’ye göre mübah fiiller genellikle haz temellidir. Bu nedenle mübah, haz yönünden yapılan fiildir. Ancak tümel düzlemde bu fiiller daha yüksek bir maksada (zaruret, ihtiyaç, güzellik) hizmet ediyorsa, mübah olmaktan çıkar.
Örneğin, yemek fiili hazla yapılır ama tümel olarak canın korunmasına hizmet ettiği için vacip olabilir. Bu yaklaşım, mübahın eğretiliğini ve sınırlılığını gösterir. - Teklifî Hüküm Olabilmek İçin İhtiyar Şartı (Altıncı Mesele)
Şâtıbî’ye göre bir fiile teklifî hüküm (vacip, haram, mübah vs.) tahsis edebilmek için ihtiyar (seçme özgürlüğü) şarttır. Aksi hâlde hüküm taalluk etmez.
Bu çerçevede üç delil sunulur:- “Ameller niyetlere göredir” hadisi (niyet = ihtiyar),
- Akıl sağlığı yerinde olmayanların mükellef olmaması,
- Teklif-i mâ lâ yutâk’ın (güç yetirilemeyenin teklif edilemeyeceği) kabulü.
Ancak mübahın “ne yapılması ne de terk edilmesi talep edilmemiştir” şeklindeki tanımı, bu ihtiyar şartıyla çelişiyor gibi görünür. Müellif, bu çelişkiyi, “serbest bırakılan şeyi tercih etmek de bir tür ihtiyardır” diyerek aşar.
Sonuç:
Bu seminer, Şâtıbî’nin mübah kavramını yalnızca serbestlik değil; niyet, bağlam, maslahat ve toplumsal sonuçlar ışığında dinamik bir şekilde değerlendirdiğini gösterir. Mübah, ancak tikel düzeyde teklifî hüküm olarak anlamlıdır; tümel düzeyde ya başka hükümlere dönüşür ya da seküler görünen ancak şer‘î bir zemin üzerinde şekillenen bir statü kazanır. Kozalı’nın vurguladığı üzere, Şâtıbî mübahı teklifi hüküm sınıfında tutmakla birlikte, onu başlı başına sınırları belirsiz, sürekli sorgulanabilir bir kategori olarak ele alır.
Purpose and Content of the Seminar:
This seminar continues the detailed analysis of mubāḥ (permissible actions) within Shāṭibī’s legal theory. Abdurrahim Kozalı presents the third through sixth discussions (masāʾil) of the chapter on legal rulings in al-Muwāfaqāt, focusing on the classification of mubāḥ acts according to particular (juzʾī) and universal (kullī) dimensions, their normative status, and their implications for legal theory. Special attention is given to the differentiation between direct permissibility and permissibility derived from expressions like “there is no harm in it” (lā ḥaraj fīh).
Key Themes:
- Fourfold Classification of Mubāḥ Acts (Third Discussion)
Shāṭibī classifies mubāḥ actions into four types:- Particular actions that contribute to a universally required good (e.g., eating for survival),
- Particular actions that, if universalized, lead to harm (e.g., excessive recreation),
- Actions that serve other permissible acts and take on their normative status,
- Acts with no clear universal consequence, which may amount to frivolous engagement and thus lean toward disapproval.
This typology shows how the permissibility of an act can shift depending on its broader impact.
- The Nature of Mubāḥ in Legal Terminology
Shāṭibī maintains that mubāḥ is not absolutely neutral when considered on a universal scale. While a particular instance of an act may be mubāḥ, its cumulative societal effects can render it obligatory (wājib) or forbidden (ḥarām). Hence, mubāḥ status is primarily valid on the individual, situational level. - Two Types of Mubāḥ: Express Permission vs. Tacit Tolerance (Fourth Discussion)
A major distinction is drawn between:- Explicit permissibility conveyed through commands or clear declarations (e.g., “Disperse after prayer” [Q 62:10]),
- Permissibility inferred from phrases like “there is no harm” (lā ḥaraj fīh), which may imply divine tolerance rather than approval.
Shāṭibī argues that the second category often signals divine concession or leniency rather than positive endorsement.
- The Role of Sensual Enjoyment (ḥazz) and Desire (hawāʾ) (Fifth Discussion)
The seminar highlights Shāṭibī’s view that mubāḥ actions are generally linked to fulfilling personal pleasure. These acts are permissible precisely because they address individual human inclinations within lawful bounds. However, when such actions are connected to broader legal objectives (maqāṣid), their status can change from mubāḥ to morally or legally significant (e.g., nourishing food for survival becomes wājib). - The Requirement of Intentionality and Free Choice (Sixth Discussion)
For a legal ruling to apply to an action, it must be performed voluntarily. Shāṭibī supports this claim using:- The hadith “Actions are judged by intentions,”
- Legal exemptions for the mentally ill and coerced,
- The consensus (ijmāʿ) that legal obligations do not apply to the impossible (taklīf mā lā yuṭāq).
An objection arises: if mubāḥ entails no divine command or prohibition, why is voluntary intention required? Shāṭibī responds that even in freely chosen actions, a form of deliberation (takhyīr) is involved, warranting the application of legal categorization.
Conclusion:
This seminar deepens the exploration of mubāḥ by contextualizing it within both legal hermeneutics and ethical theory. Shāṭibī distinguishes between types of permissibility, challenges the notion of absolute neutrality, and insists that legal rulings are contingent on the interplay between individual intention and broader social impact. Ultimately, the discussion reveals that mubāḥ is not a passive category, but an active component of the moral and legal order in Islamic jurisprudence.
