ABDURRAHİM KOZALI: el-MUVÂFAKÂT 8. SEMİNER ÖZETİ

  1. Dersin Amacı ve İçeriği
    Abdurrahim Kozalı’nın el-Muvâfakât okumalarının 8. seminerinde, 7. ve 8. mukaddimelerin detaylı incelenmesiyle Şâtıbî’nin ilim-amel ilişkisi ve ilmin mertebeleri konusundaki yaklaşımı ele alınır. Seminerin temel amacı, ilmin pratik boyutunun Şâtıbî tarafından nasıl tanımlandığını, ilmin ancak amel ile anlam kazandığı yönündeki iddiasının teorik dayanaklarını ve buna yönelik eleştirel değerlendirmeleri ortaya koymaktır. Ayrıca bireysel ve kurumsal düzeyde alimlerin sorumlulukları, İslami ilimlerin tanımı ve değer ölçütleri gibi konular da kapsamlı biçimde tartışılır.
  2. Ana Temalar ve Tartışmalar
  1. İlmin Amelle Tamamlanması Şartı
    Şâtıbî’ye göre şer‘î ilimler, yalnızca Allah’a kulluğa vesile oldukları ölçüde muteberdir. İlmin meşruiyeti, onun pratik sonuç üretip üretmediğine bağlıdır. Bu bağlamda spekülatif kelam, felsefe gibi disiplinler dışlanır. Kozalı, bu tutumun teorik netlik taşısa da İslam düşüncesi içinde tartışmalı bir konumda olduğunu vurgular.
  2. İlmin Mertebeleri: Mukallitlikten Melekeye
    İlim üç mertebede değerlendirilir:

    • Birinci mertebe: Taklit düzeyinde bilgi sahibi olanlar, amele ancak dışsal teşvik ve korkularla yönelir.
    • İkinci mertebe: Burhanî delillere ulaşan, ancak bilgisi meleke haline gelmemiş kimselerdir. Teşvikle amele yönelirler.
    • Üçüncü mertebe: Bilgi meleke haline gelmiştir, kişi istese de istemese de bu bilgiye uygun davranır. Bu aşama spontane itaati ifade eder.
  3. Sokratik Yaklaşımla Parallelik
    Üçüncü mertebede bilgi ile amel arasında zorunlu bir bağ kurulması, Kozalı’ya göre Sokrates’in “kimse bilerek kötülük yapmaz” anlayışına yakındır. Ancak Şâtıbî, bunu tam anlamıyla kabul etmez; bilgiye rağmen isyan edilebileceğini, bunun da inat, gaflet veya ilmi yitirme gibi durumlarla açıklanabileceğini belirtir.
  4. Alimlerin Rolü ve Amel Zorunluluğu
    Kozalı, Şâtıbî’nin bireysel düzlemde ilmin amelle tamamlanması gerektiği fikrine katılsa da, ulemanın kurumsal işlevi açısından bu şartın geçerli olmayabileceğini savunur. Alimler, teknik bilgi üretimi ve normatif yapının taşıyıcısı olarak, bireysel zaaflarına rağmen ümmetin ilmî mirasını koruma görevini ifa etmiş olabilirler.
  5. Gayrimüslimlerin İslamî İlimlerle Meşguliyeti
    Şâtıbî’ye göre gayrimüslimlerin İslami ilimlere dair bilgileri amelsiz olduğu için faydasızdır. Kozalı ise özellikle oryantalist çalışmaların modern İslam ilim anlayışındaki önemine dikkat çeker ve bu tür mutlak dışlamaların günümüzde geçerli olmadığını belirtir.
  6. İlim-Amel İlişkisi ve Değer Tartışması
    Şâtıbî’nin ilmin değerini sadece amelle bağlaması, klasik dönemde yaygın olan “alimler şehitlerden üstündür” anlayışıyla çelişiyor görünür. Kozalı, bu çelişkiyi mutlak ve mukayyet değer anlayışlarıyla yorumlamayı önerir: İlmin fazileti bireysel değil, kurumsal bağlamda da değerlendirilmeli.
  7. İlmin Batınî Mertebesi ve Zahiri Alametleri
    Üçüncü mertebede olan âlimin bilgiyle amel etmesi o kadar doğal hale gelir ki, bu durum bir meleke ve içsel yönelim haline dönüşür. Bu seviyedeki âlimlerin dışsal özellikleri ise dünyaya mesafe, ahirete yöneliş ve zühd olarak tanımlanır.
  1. Sonuç
    Bu seminer, Şâtıbî’nin bilgi anlayışının temelini oluşturan “amel ile bütünleşen ilim” tezini ayrıntılı biçimde tartışırken, bireysel ve kolektif düzeyde ilmin rolünü yeniden değerlendirme imkanı sunar. Kozalı, Şâtıbî’nin bireysel ahlak ve dindarlık vurgusuna büyük ölçüde katılırken, alimlerin kurumsal işlevi açısından bu yaklaşımın sınırlarını gösterir. Sonuç olarak, Şâtıbî’nin ilmi ahlaki bir yapıya oturtma çabası, hem geleneksel İslam düşüncesinde hem de modern hukuk ve eğitim anlayışlarında değerlendirilmeye değer özgün bir yaklaşımdır.

 

  1. Purpose and Content of the Seminar
    In the 8th seminar of Abdurrahim Kozalı’s al-Muwāfaqāt reading series, the 7th and 8th introductory chapters (muqaddimāt) of al-Shāṭibī’s work are closely examined. These chapters center on the relationship between knowledge and action, arguing that knowledge in Islam is only valid when it leads to practical application. The seminar investigates the theological foundations and consequences of this principle, including the hierarchy of knowledge levels, the responsibility of scholars, and the criteria for what qualifies as legitimate Islamic knowledge. It also raises broader questions about the place of non-Muslim scholars and the value of speculative disciplines.
  2. Key Themes and Discussions
  1. Knowledge Is Only Valid When It Leads to Action
    According to Shāṭibī, Islamic sciences are only legitimate to the extent that they serve worship and obedience to God. Knowledge must lead to practice (ʿamal) to be religiously meaningful. This stance excludes speculative theology (kalām) and philosophy. Kozalı notes the theoretical clarity of this view but also acknowledges its controversial place in the Islamic intellectual tradition.
  2. The Three Levels of Knowledge: From Imitation to Internalization
    Shāṭibī outlines a three-tiered model:

    • First Level: The imitator (muqallid) who acts only under fear or external motivation.
    • Second Level: The rational knower whose understanding hasn’t yet become a habit (malaka); action requires motivation.
    • Third Level: The internalized knower whose knowledge spontaneously leads to practice, as if by instinct.
  3. Parallel to Socratic Ethics
    The third level resembles the Socratic idea that “no one knowingly does evil.” However, Shāṭibī allows for the possibility of deliberate sin despite knowledge, attributing such disobedience to arrogance, heedlessness, or a loss of insight.
  4. The Scholar’s Role and the Obligation to Act
    While Shāṭibī insists that knowledge must lead to action on an individual level, Kozalı argues that at the institutional level, scholars may still have value despite personal shortcomings. Their role in preserving and transmitting religious knowledge remains critical, even if they fail to fully embody it.
  5. Non-Muslims Studying Islamic Sciences
    Shāṭibī dismisses the validity of non-Muslims engaging in Islamic sciences due to the lack of corresponding practice. Kozalı challenges this position, noting the valuable contributions of modern orientalist scholars and arguing that such exclusions are less tenable today.
  6. The Value of Knowledge and Its Connection to Practice
    The idea that knowledge’s worth depends entirely on action seems to conflict with traditional views, such as the belief that scholars are superior even to martyrs. Kozalı proposes resolving this tension by distinguishing between absolute value (individual piety) and functional value (institutional continuity).
  7. The Inward Dimension of Knowledge and Its Outward Signs
    At the highest level, knowledge becomes second nature, seamlessly guiding behavior. Outward indicators of such scholars include detachment from worldly concerns, a focus on the afterlife, and asceticism.
  1. Conclusion
    This seminar provides a comprehensive look at Shāṭibī’s insistence that true knowledge must be integrated with action. While Kozalı affirms this view at the personal level, he also critiques its limitations when applied to the institutional role of scholars and the broader academic context. Ultimately, Shāṭibī’s effort to moralize knowledge remains a distinctive and thought-provoking contribution, with relevance both in traditional Islamic discourse and in contemporary debates around ethics, education, and legal theory.