EKREM DEMİRLİ, FUSÛSU’L-HİKEM OKUMALARI 26. SEMİNER ÖZETİ

Seminerin Amacı ve İçeriği

Bu seminer, İdrîs faslı ekseninde “yükseklik” kavramı üzerinden Tanrı’nın mekânsallıkla ilişkisinin nasıl anlaşıldığını ve bunun Selefî düşünceden İbnü’l-Arabî’ye uzanan yelpazede ne tür yorumlara konu olduğunu tartışmaktadır. Tanrı’nın mekândan münezzeh oluşu, “ilâhî meşrû” ve “ilâhî mutakat” kavramlarıyla birlikte yeniden düşünülerek metafizik, dilsel ve kozmolojik düzlemlerde değerlendirilir.

Ana Temalar ve Başlıklar

  1. Yükseklik Kavramının Teolojik ve Dilsel Yorumu

Yüksekliğin değerle ilişkisi, Selefîlerin Tanrı’yı ‘yukarıda’ konumlandırmalarıyla açıklanır. İbnü’l-Arabî, “ed‘û ilâ Allah” cümlesini Tanrı’yı belli bir mekâna çağırma olarak yorumlayarak bu ifadenin bir “mekr” yani tuzak olabileceğini belirtir. Bu, teolojik bir başlangıç cümlesidir ama nihai hakikati temsil etmez.

  1. İlâhî Meşrû ve Mutakat Ayrımı

Dinî hayatın başlangıcı, Tanrı’nın bir mekânda olmadığı (selbî) anlayışıyla başlar. Zamanla bu anlayış “her yerde hazır ve nazır” olan Tanrı tasavvuruna dönüşür. Bu süreçte “ilâhî meşrû”nun sınırları ve “ilâhî mutakat”ın evrenselliği tartışılır.

  1. Gökyüzü Telakkisinin Dönüşümü ve Modern Zihin

Klasik felsefe ve tasavvufun gökyüzüne atfettiği kutsallığın modern bilimsel bakışla nasıl dönüşüme uğradığı ele alınır. Artık gökyüzü, metafizik değil fiziksel bir mekândır.

  1. Putperestliğin Vücûdî Gerçekliği

İbnü’l-Arabî’ye göre putperestliğin psikolojik değil varlıksal (vücûdî) bir etkisi vardır. İnsanlar bir şeye inandığında, Tanrı o mekâna icabet eder. Bu, ulûhiyetin “münfail” yönünü gösterir.

  1. Celâl–Cemâl Ayrımı ve Tanrı’ya Yöneliş

Celâl isimleri Tanrı’nın ulaşılmazlığını, cemâl isimleri ise yönelilebilirliğini ifade eder. Tanrı’nın kullarına tecellîsi, bu isimler üzerinden Arif’in ürkmesi veya yönelmesiyle sonuçlanır.

  1. Nübüvvetin Kapsayıcılığı ve Diğer Maneviyatların Neshi

Nübüvvet, sadece şeriatları değil, Tanrı’ya ulaşmanın bütün alternatif yollarını da ortadan kaldırmıştır. Artık “et-truk ilallah” gibi yaklaşımlar geçersizdir. İbnü’l-Arabî’ye göre din yalnızca kurumsal gelenekleri değil, sübjektif maneviyatları da neshetmiştir.

Sonuç

Bu seminer, İbnü’l-Arabî’nin Tanrı tasavvurunu klasik dinî anlayışlardan ayırarak çok katmanlı bir metafizik yapı ortaya koyar. Yükseklik, mekân, isimler ve yöneliş ilişkisi, hem dilsel hem de varlıksal düzeyde yeniden yorumlanır.

 

Purpose and Content of the Seminar

This seminar, centered on the chapter of Idrīs, explores the concept of “height” and how God’s relationship to spatiality has been interpreted across theological traditions—from Salafī literalism to Ibn al-ʿArabī’s metaphysics. The discussion engages with terms such as “divine legitimacy” (ilāhī mashrūʿ) and “divine destination” (ilāhī mutaqat) to assess the linguistic, metaphysical, and cosmological dimensions of how God is conceived in relation to space.

Main Themes and Headings

  1. Theological and Linguistic Interpretation of Height

Salafī theology links divine majesty with spatial elevation. Ibn al-ʿArabī reinterprets phrases like “I call unto God” (adʿū ilā Allāh) not as spatial localization but as a rhetorical device—possibly even a divine test (makr). Such language introduces the journey but does not represent ultimate truth.

  1. Distinction Between Divine Legitimacy and Divine Destination

Religious consciousness begins by denying spatial attribution to God (apophatic theology), but eventually evolves into a view where God is “present everywhere.” This transition reflects the move from mashrūʿ (religiously sanctioned) to mutaqat (cosmically pervasive) conceptions of divinity.

  1. Transformation of the Notion of Sky in the Modern Mind

Whereas traditional philosophy and Sufism saw the sky as sacred, modern science has stripped it of metaphysical meaning, reducing it to a physical construct. This epistemological shift has profound implications for spiritual cosmology.

  1. Idolatry as Ontological, Not Just Psychological

According to Ibn al-ʿArabī, idolatry has a real ontological impact. When people believe in something as divine, God responds to that belief. This reflects the passive (munfaʿil) dimension of divinity in human experience.

  1. Jalāl–Jamāl Distinction and Turning Toward God

Names of jalāl (majesty) make God appear distant, while jamāl (beauty) make Him approachable. God’s manifestations through these names lead the knower (ʿārif) to either draw near or withdraw in awe.

  1. Comprehensiveness of Prophethood and Abrogation of All Spiritual Alternatives

Prophethood abrogates not only past religious laws but also all alternative spiritual paths. The phrase “et-truq ilā Allāh” (the ways to God) is rendered obsolete. For Ibn al-ʿArabī, religion nullifies both institutional and individual spiritual claims outside prophecy.

Conclusion

This seminar presents Ibn al-ʿArabī’s multilayered metaphysical theology, diverging sharply from classical theological notions. Height, spatiality, divine names, and spiritual orientation are reinterpreted both linguistically and ontologically, offering a radically restructured understanding of God’s relationship with creation.