EKREM DEMİRLİ, FUSÛSU’L-HİKEM OKUMALARI 40. SEMİNER ÖZETİ

Seminerin Amacı ve İçeriği

Bu seminer, “din” kavramını İbnü’l-Arabî’nin Yakup Faslı çerçevesinde çok katmanlı bir biçimde ele alır. Ekrem Demirli, Allah katında dinin tekliği ile insan deneyimindeki çoğulluğu arasındaki gerilimi tartışır. Din, hem Tanrı’dan insana gelen mutlak bir hakikat hem de insanın eylemleriyle şekillenen bir gerçeklik olarak tanımlanır. Bu bağlamda seminer, şeriat, tedeyyün, lafız–mana ayrımı ve dilin metafiziksel temeli üzerine yoğunlaşır.

Ana Temalar ve Başlıklar

  1. Allah Katında Din ve İnsan Tarafından Din

“İnne’d-dîne ʿinda’Allāhi’l-İslām” ayetinin anlamı, Tanrıdan gelen dinin teklik ve mutlaklığı üzerinden açıklanır. Buna karşılık “etturuku il’Allāhi biʿadedi enfasi’l-khalāiq” önermesi, insandan Tanrıya giden yolların çeşitliliğini gösterir. Bu iki yönlü hareket, dinin tünden gelimsel (Tanrıdan insana) ve tüme varımsal (insandan Tanrıya) yorumlarını ayrıştırır.

  1. Lafız Bir, Mana Muhtelif – Lafız Farklı, Mana Bir

Demirli, dindeki epistemik krizi, lafızla anlam arasındaki kopuklukta bulur. İlk durumda aynı lafız farklı anlamlara gelir; ikinci durumda farklı lafızlar aynı manaya yönelir. Bu ayrım, dinin evrenselliği ile çoğulluğu arasında kritik bir metafizik tartışmayı doğurur.

  1. Dindarlık ve Tedeyyün: Şeriat ve Teslimiyet

İslam’ın dindarlık boyutu, boyun eğme (inkıyat), teslimiyet, ihlâs ve tevekkül gibi eylemlerde tecessüm eder. Demirli, bu eylemleri dindarlığın ruhu olarak değerlendirir ve dindarlığı, Tanrı’nın emrine fiilen ve batınen boyun eğmek olarak tanımlar.

  1. Fiil–İnfial ve Tek Fiil, İki Fail İlkesi

Tanrı ile insan arasındaki ilişki, “tek fiil, iki fail” mantığına dayanır. İnsan görünüşte fiilin sahibidir ama hakikatte Tanrı’nın iradesiyle mukayyettir. Bu anlayış, fıkıh merkezli yaklaşımlardan farklı olarak tasavvufun metafizik derinliğini gösterir.

  1. Şeriat–Tarikat Ayrımı ve Kavramların Boşalması

Demirli, şeriat–tarikat ayrımının yanlış kurgulandığını, bu ayrımın tarikatı camiye alternatif bir yapıya dönüştürerek içini boşalttığını vurgular. Gerçekte her tarikat, şeriatın bir iç derinliğidir; bu ayrım yerine şeriatın şeriatı ve şeriatın tarikatı ayrımı önerilir.

Sonuç

Bu seminer, dindarlığın ontolojik ve metafizik boyutlarını tartışarak şeriatın sadece kural değil, bir varlık biçimi olduğunu gösterir. Demirli, İbnü’l-Arabî’nin düşüncesinden hareketle, fiil ve infial ilişkisi üzerinden Tanrı–kul etkileşimini yeniden tanımlar ve şeriatın metafizik anlamını derinleştirir.

 

Purpose and Content of the Seminar

This seminar explores the concept of “religion” within the framework of the Jacob chapter in Ibn al-ʿArabī’s Fusûs al-Ḥikam. Ekrem Demirli examines the tension between the singularity of religion as it exists with God and the multiplicity of its manifestations in human experience. Religion is presented both as a divine absolute descending from God to humans and as a construct formed through human actions and understanding. The discussion focuses on sharia, religious behavior (tadayyun), the word–meaning dichotomy, and the metaphysical foundation of language.

Main Themes and Topics

  1. Religion with God vs. Religion by Humans

The verse “Indeed, the religion with God is Islam” is interpreted as affirming the unity and absoluteness of divine religion. In contrast, the hadith “The paths to God are as numerous as the breaths of creation” highlights the diversity of human responses and interpretations. This sets up a contrast between a deductive divine origin and an inductive human construction of religion.

  1. Same Words, Different Meanings – Different Words, Same Meaning

Demirli points to an epistemic crisis within religion rooted in the disconnection between words and meanings. In one case, identical words generate divergent meanings; in the other, different expressions point to the same truth. This tension reflects a fundamental metaphysical question about the universality versus the plurality of religious expression.

  1. Religiosity (Tadayyun) and the Spirit of Sharia

Islamic religiosity is expressed through submission, sincerity, and trust—all embodied practices. Demirli sees these not merely as moral actions, but as the essential spirit of religiosity: an inner and outer surrender to divine command.

  1. Action and Reaction: One Act, Two Agents

The relationship between God and man is defined by the principle of “one act, two agents.” Though humans appear to act, in reality they are bound by divine will. This contrasts sharply with jurisprudence-centered approaches and underscores Sufism’s metaphysical orientation.

  1. The Misconstrued Sharia–arīqa Dichotomy

Demirli critiques the conventional division between sharia and ṭarīqa, arguing that this dichotomy has stripped ṭarīqa of its inner depth and reduced it to a structural alternative to the mosque. He proposes a more nuanced model: “the sharia of sharia” and “the ṭarīqa of sharia,” positioning ṭarīqa as the inner depth of the law rather than its alternative.

Conclusion

This seminar articulates the ontological and metaphysical dimensions of religiosity, portraying sharia not merely as a legal system but as a mode of being. Drawing from Ibn al-ʿArabī, Demirli redefines the God–human interaction through the logic of act and receptivity and reinvests the concept of sharia with metaphysical significance.