EKREM DEMİRLİ,KUŞEYRİ OKUMALARI 19. SEMİNER ÖZETİ
Seminerin Amacı ve İçeriği
Bu seminerde Ekrem Demirli, Kuşeyrî Risalesi bağlamında özellikle tevacüt kavramı üzerinden tasavvufun epistemolojik, ontolojik ve metodolojik temelini tartışır. Vecd, vücut ve özellikle tevacüt kavramları çerçevesinde ehl-i sünnet kelamıyla tasavvufun ilişkisi, insanın özne olup olamayacağı sorusu, dini tecrübenin dili ve rasyonel mistisizm karşısında tasavvufun konumu ele alınır.
Ana Temalar ve Başlıklar
- Tevacüt ve Tasavvufun Metodolojisi
Tevacüt, kelime kökeniyle “bulmaya çalışma” anlamına gelirken tasavvufî bağlamda kişinin Allah’a yönelik bilinçli çabasını temsil eder. Ancak bu çaba, ehl-i sünnetin ilahi sıfatlar teorisiyle çatışır. Tasavvufta netice bir çabanın değil, ilahi lütfun sonucudur.
- Ehl-i Sünnet, Mutezile ve Determinizm Tartışması
Demirli, ehl-i sünnet ile mutezile arasında ilahi sıfatlar anlayışı bağlamında farklar olduğunu, fakat ehl-i sünnetin kendi içinde mağdurî–eşarî ayrımının teorik temellendirmesinin zayıf kaldığını savunur. Bu nedenle tasavvufun ontolojik yapısı, öznenin pasifliğine dayanır.
- Rasyonel Mistisizm ve Tasavvufun Eleştirisi
Tasavvufun karşısında duran rasyonel mistisizmde özne, akıl yoluyla hakikate ulaşmaya çalışırken; tasavvufta özne edilgendir, hakikat insana gelir. Bu bağlamda Demirli, Sadreddin Konevî gibi isimleri rasyonel mistisizme yakınlıkları nedeniyle eleştirir.
- Fena, Beka, İstihrak ve İstihlak Üzerine Düşünceler
Fena süreciyle kul öznelikten sıyrılır; vücut ve vecd ise bu sürecin tezahürleridir. Ancak bu haller sabit ahlaki vasıflar değil, geçici ilahi fiillerdir. Kulda sabit vasıf bulunmaz, çünkü bu Tanrı’yı zorunlu kılandır; bu ise kelamî olarak kabul edilemezdir.
- Şeriat–Şari ve Dindarlık Anlayışı
Tasavvuf, şeriat yerine Tanrı’nın zatını merkeze alır. Fıkıh normatif din anlayışını temsil ederken, tasavvuf kişisel Tanrı tecrübesine odaklanır. Bu nedenle tasavvuf, dikey bir din anlayışı olarak Tanrı ile doğrudan ilişki kurmayı esas alır.
- Velayet ve Peygamber Anlayışı
Demirli, velayeti Tanrı’nın zatına ulaşma, peygamberin hakikatine yönelme ve bu iki unsurla yaşayan insan modeli olarak tanımlar. Böylece tasavvuf, normatif geleneğin dışında, hakikate doğrudan ulaşan bir epistemik yol önerir.
Sonuç
Bu seminer, tasavvufun öznesizliği esas alan yapısının kelamî ve felsefî düzeyde nasıl temellendirildiğini açıklar. Rasyonel mistisizmin özneye dayalı yapısına karşı tasavvuf, edilgenliği ve ilahi tecellinin önceliğini savunur. Tevacüt, bu yapının hem metodolojik hem de pratik düzlemde temelidir.
Purpose and Content of the Seminar
This seminar explores the concept of tawājud (the act of seeking mystical ecstasy) within the context of Qushayrī’s Risāla. Ekrem Demirli uses this concept to address the methodological, epistemological, and ontological underpinnings of Sufism. Through discussions on wajd (ecstasy), wujūd (being), and tawājud, he interrogates the compatibility of Sufi practice with Ashʿarite theology, the question of human agency, the language of religious experience, and the distinction between rational mysticism and passive spirituality.
Main Themes and Topics
- Tawājud and the Methodology of Sufism
While tawājud etymologically means “seeking to find,” in Sufism it refers to a conscious turning toward the divine. However, such intentionality appears problematic within the Ashʿarite doctrine of divine attributes. In Sufism, spiritual states are not caused by effort but result from divine grace.
- Ashʿarite–Muʿtazilite Debates and the Problem of Agency
Demirli critiques the insufficient theoretical clarity within Sunnī theology regarding divine attributes and human action, noting that even within Ashʿarism, divisions like Māturīdī–Ashʿarī remain unresolved. Sufism resolves this ambiguity by asserting the utter passivity of the subject.
- Critique of Rational Mysticism
Rational mysticism aims at truth through reason and self-effort, while Sufism posits a passive epistemology where truth is disclosed, not attained. Demirli critiques thinkers like Sadr al-Dīn al-Qūnawī for their closeness to rationalist structures.
- Fanaʾ, Baqāʾ, Istihrāq, and Istihlāk
Through fanaʾ (annihilation), the subject dissolves; wujūd and wajd express this process. Yet these are not fixed attributes but passing divine actions. The subject cannot possess stable traits without violating divine absoluteness.
- Sharia, the Lawgiver, and Direct Experience
Demirli contrasts fiqh’s normative approach with Sufism’s direct relationship with the Divine. Sufism bypasses legal formalism to focus on the divine essence itself, offering a vertical, experiential mode of religiosity.
- Walāya and the Prophet
Wilāya (sainthood) is defined as direct relation to God’s essence and imitation of the Prophet’s truth. The true walī is one who unites these two sources, accessing reality beyond normativity.
Conclusion
This seminar demonstrates how Sufism prioritizes divine initiative and passive receptivity over rational agency. Tawājud is not a method of acquisition but a surrender to what is given. In contrast to rational mysticism, Sufism constructs an epistemic path grounded in annihilation, receptivity, and divine unveiling.
