M. ERTAN KARDEŞ, SCHMİTT’İN ÜÇ KLASİĞİ: MACHİAVELLİ, HOBBES VE CLAUSEWİTZ 1. SEMİNER ÖZETİ
Seminerin Amacı
Bu seminer, Carl Schmitt’in politik realizmini ve onun Machiavelli, Hobbes ve Clausewitz üzerinden geliştirdiği düşünsel hattı anlamayı amaçlamaktadır. M. Ertan Kardeş, seminerin bu ilk oturumunda Schmitt realizminin temel kavramlarını, politik olanın indirgenemezliği fikrini ve bu düşüncenin çağdaş politik felsefe üzerindeki etkilerini ele almıştır.
Ana Temalar
- Schmitt Realizminin Temelleri
Kardeş’e göre Schmitt realizmi, insanın praksis alanındaki çatışmanın indirgenemezliğine dayanır. Schmitt için politik olan, ekonomik, hukuki ya da tarihsel alanlara indirgenemez bir özgüllüğe sahiptir. Çatışma, insanın varoluşunun kurucu unsurudur. Bu nedenle Schmitt, politik olanı soyut bir rasyonalizmle değil, somut eylem ve karar anlarıyla kavrar.
- Politik Olanın İndirgenemezliği
Schmitt’in en özgün yönlerinden biri, politik olanı bağımsız bir kategori olarak savunmasıdır. Liberal düşünce, ekonomik ve normatif alanı merkeze alırken, Schmitt politik olanın kendi dinamiklerine sahip olduğunu belirtir. Politik olanın indirgenemezliği, hem modern sosyolojinin hem de klasik felsefenin sınırlarını aşan bir yaklaşımdır.
- Schmitt’in Kavramlarıyla Düşünmek
Schmitt’in kavramsallaştırmaları yalnızca politik analiz için değil, çağdaş felsefi düşünme biçimleri için de verimlidir. Onun kavramlarının derinliği, politik eylemin gerçekliğini anlamada güçlü bir imkân sunar. Kardeş, Schmitt’e karşı olmanın, onun kavramlarının iç mantığını anlamadan mümkün olmadığını vurgular.
- Liberalizm ve Soyut Felsefeye Eleştiri
Schmitt, hem liberal politik felsefenin soyut karakterine hem de klasik felsefenin spekülatif yönüne karşı çıkar. Politik olanı eylem öncesi bilgiye değil, doğrudan fiiliyata dayandırır. Bu yönüyle onun realizmi, bilginin değil eylemin önceliğini savunan bir tavırdır.
- Schmitt’in Dönemleri ve Başlıca Eserleri
Schmitt’in düşüncesi farklı dönemlerde farklı ağırlıklar taşır. 1920’lerde anayasa ve devlet etiği üzerine yoğunlaşırken, 1930’larda uluslararası hukuk ve mekan düşüncesine yönelmiştir. “Anayasa Teorisi” ve “Yeryüzünün Nomosu” eserleri onun düşüncesinin iki ana eksenini oluşturur.
- Realizm ve Özgürlük İlişkisi
Schmitt realizmi özgürlükçü bir praksis geliştirmez, ancak Kardeş bu noktada bir soru ortaya koyar: Schmitt’in realizminden özgürlük lehine ne ölçüde faydalanılabilir? Schmitt’e göre özgürlük kurucu bir ilke değildir; politik olanın kaynağı çatışma ve karardır. Buna rağmen, özgürlük meselesi praksis düzeyinde yeniden düşünülmelidir.
- Karar ve Normativite
Schmitt’in düşüncesinin merkezinde karar kavramı bulunur. Karar, politik varoluşun en saf biçimidir. Ancak bu karar irrasyonel değildir; tam tersine kendi içinde bir normativite üretir. Schmitt için her karar, yeni bir düzenin başlangıcıdır. Kardeş, bu yönüyle Schmitt’in “irrasyonel” değil, “varoluşsal-rasyonel” bir düşünür olduğunu vurgular.
- Düşman Kavramı ve Partizan
Schmitt’in ünlü “düşman” kavramı, politik olanın özünü anlamada belirleyicidir. Düşman mutlak değil, fiili bir düşmandır. Mutlak düşman figürü, politik düşüncenin yerini alan bir hayalet üretir. Gerçek düşmanla mücadele, politik olanın gerçekliğini korur. Bu noktada Schmitt, düşmanlığın zihinsel mutlaklaşmasına karşı uyarır.
- Teoloji-Politik ve Otorite Sorunu
Schmitt’in düşüncesinin derininde teoloji-politik bağlantı vardır. Otorite, yasa ve özgürlük arasındaki ilişki bu çerçevede ele alınır. Schmitt’e göre yasa her zaman bir otoriteye dayanır; bu nedenle tam anlamıyla otonom bir özgürlük mümkün değildir. Kardeş, bu noktada Schmitt’in otoriter yöneliminin sınırlarını tartışır.
- Demokrasi ve Temsil
Schmitt, temsil ilişkisini demokratik süreçlerin zorunlu bir unsuru olarak görse de, bunun aynı zamanda anti-demokratik bir potansiyel taşıdığını kabul eder. Demokratik bir düzenin, temsil mekanizmalarının ötesine geçerek özgürlük ve otonomiyle nasıl bağdaştırılabileceği, Kardeş’in seminerde sorduğu temel sorulardan biridir.
Sonuç
Birinci seminer, Schmitt realizminin politik olanın indirgenemezliği fikrinden hareketle nasıl özgün bir düşünce alanı açtığını göstermektedir. Kardeş’e göre Schmitt, modern politik felsefenin liberal ve soyut yönelimlerine karşı fiiliyatın, kararın ve çatışmanın önemini hatırlatır. Onun düşüncesi, özgürlük, yasa ve otorite arasındaki gerilimi yeniden düşünmek için güçlü bir felsefi zemin sunar.
Purpose of the Seminar
This seminar focuses on understanding Carl Schmitt’s political realism and his readings of Machiavelli, Hobbes, and Clausewitz. M. Ertan Kardeş presents Schmitt’s key concepts, particularly the irreducibility of the political, and discusses their implications for contemporary political philosophy.
Main Themes
- Foundations of Schmitt’s Realism
Schmitt’s realism is grounded in the irreducibility of conflict within human praxis. The political cannot be reduced to economic, legal, or historical categories. Conflict is constitutive of human existence, and the political is grasped through action and decision rather than abstract reason.
- The Irreducibility of the Political
Schmitt distinguishes the political as an autonomous domain with its own logic. Against liberalism’s moral or economic focus, he insists that politics has unique dynamics rooted in confrontation and decision.
- Thinking with Schmitt’s Concepts
Schmitt’s conceptual framework provides tools not only for political analysis but also for critical philosophical reflection. Understanding his concepts is essential before any opposition to them can be meaningful.
- Critique of Liberalism and Abstract Philosophy
Schmitt rejects both liberal abstraction and metaphysical speculation. He grounds philosophy in action rather than contemplation, affirming praxis over theory.
- Schmitt’s Periods and Major Works
His thought evolved through distinct periods: early writings on state and constitution, later works on international law and spatial order. Constitutional Theory and The Nomos of the Earth stand as his two central works.
- Realism and Freedom
While Schmitt’s realism does not directly yield a theory of freedom, it provokes the question of whether a freedom-based praxis can emerge from within realism. Schmitt denies freedom as a founding principle, but its reinterpretation at the level of praxis remains open.
- Decision and Normativity
At the heart of Schmitt’s thought lies the concept of decision — an existential yet normative act. Each decision establishes order, blending the existential and the rational.
- The Concept of the Enemy and the Partisan
Schmitt’s distinction between real and absolute enemies reveals the essence of the political. The real enemy grounds political reality, while the absolute enemy leads to moralized violence and illusion.
- The Theologico-Political and Authority
Schmitt’s realism incorporates a theologico-political dimension linking law, authority, and freedom. Law requires authority; hence full autonomy remains problematic. This marks Schmitt’s tension between realism and authoritarianism.
- Democracy and Representation
Schmitt sees representation as both necessary and dangerous for democracy. True democracy demands a continual rethinking of representation to avoid turning it into hierarchy or domination.
Conclusion
The first seminar demonstrates that Schmitt’s realism opens a path for reinterpreting political existence through decision, conflict, and authority. By revealing the limits of liberal rationalism, Schmitt invites us to confront the realities of political life where freedom, law, and power remain in perpetual tension.
