M. ERTAN KARDEŞ, SCHMİTT’İN ÜÇ KLASİĞİ: MACHİAVELLİ, HOBBES VE CLAUSEWİTZ 3. SEMİNER ÖZETİ

Seminerin Amacı

Bu seminerde Carl Schmitt’in Hobbes yorumuna odaklanılmıştır. M. Ertan Kardeş, Schmitt’in düşüncesinde Hobbes’un neden merkezi bir konumda bulunduğunu açıklayarak, Schmitt’in Hobbes’u hem eleştiren hem de onun “ruhunu kurtarmaya çalışan” bir düşünür olarak konumlandırdığını belirtir. Hobbes, Schmitt’in teolojik-politik çerçevesinde modern devletin doğasını kavramada temel bir figürdür. Seminer, Hobbes’un egemenlik, yasa, özgürlük ve devlet anlayışının Schmitt’in realizmine nasıl bağlandığını ve bu düşüncenin modern politik teorideki etkilerini ele alır.

Ana Temalar

  1. Hobbes’un Schmitt’teki Yeri

Schmitt için Hobbes yalnızca bir öncül değil, modernliğin kurucu filozofudur. Hobbes, egemenlik kavramını teolojik temellerden kopararak sekülerleştirir, ancak Schmitt’e göre bu kopuş asla tamamlanmaz. Schmitt, Hobbes’un teolojik-politik gerilimi kendi düşüncesinde yeniden kurar; böylece Hobbes, Schmitt’in “politik olanın indirgenemezliği” fikrinin tarihsel dayanağı olur.

  1. Hobbes’un Mutlakiyetçiliği ve Okuma Biçimleri

Felsefe tarihinde Hobbes farklı şekillerde okunmuştur: despotik mutlakiyetçi, aydınlanmış despot, preliberal mutlakiyetçi veya liberal öncül. Schmitt ise Hobbes’u “barok düşünür” olarak yorumlar. Bu okuma, Hobbes’un çelişkili yapısını — özgürlük, yasa, otorite ve teoloji arasındaki gerilimi — koruyarak anlamayı sağlar. Schmitt’e göre Hobbes’un büyüklüğü, bu çelişkileri gizlememesinde yatar.

  1. Egemenlik, Yasa ve Halk

Hobbes’un en büyük icadı, egemenliğin kaynağını Tanrı’dan alıp “Halk”a dayandırmasıdır. Ancak bu halk pasiftir; aktifleştiği anda egemenliğin dışına itilir. Egemenin kararı adaletin ölçüsünü belirler. Bu nedenle yasa, Schmitt’in ifadesiyle, “buyruk” olarak tanımlanır. Hukuk, egemenin meşru buyruğudur; meşruiyetini halktan alır, ama halkın eylemiyle değil, temsil aracılığıyla sürdürür.

  1. Doğa Yasası ve Özgürlük

Hobbes doğa yasalarını akla dayandırır. Doğal hak, bireyin yaşamını koruma özgürlüğüdür; yasa ise bu özgürlüğü sınırlayan iradedir. Özgürlük, sadece engellerin yokluğu anlamına gelir — pozitif bir değer değil, fiziksel bir durumdur. Schmitt, bu tanımı modern liberal özgürlük anlayışından tamamen farklı görür.

  1. Madde, Beden ve Devlet

Hobbes’un doğa, beden ve devlet kavrayışı birbirinden kopuk değildir. Devlet, doğadaki nedenselliğin toplumsal alandaki yeniden üretimidir. “Leviathan” bu anlamda yapay bir bedendir; Tanrı’nın yaratma kudretinin dünyevi bir taklididir. Schmitt bu noktada Hobbes’un Descartes’tan etkilendiğini, ancak mekanik devlet modelinin insan ruhunu bir “makineye” dönüştürdüğünü söyler.

  1. Leviathan ve Behemoth

Hobbes’un iki mitik figürü — Leviathan (düzen) ve Behemoth (kaos) — Schmitt’in yorumunda modern siyaset metaforları haline gelir. Leviathan birliğin, Behemoth çok başlılığın simgesidir. Egemenin görevi, bu çok başlılığa son vererek düzeni sağlamaktır. Ancak Schmitt’e göre Leviathan’ın başarısı geçicidir; çünkü rasyonel devlet makinesi, mitik kökenlerini bütünüyle yok edemez.

  1. Mekanizm Eleştirisi ve Hukukun Pozitivizmi

Schmitt, Hobbes’un devleti bir “makine”ye dönüştürdüğünü, böylece teolojik boyutu yitirdiğini ileri sürer. Pozitivist hukuk anlayışı, yasayı sadece biçimsel bir düzenleme haline getirir. Schmitt’e göre bu, politik olanın yok oluşudur; çünkü yasa, teknik bir mekanizmaya indirgenemez. Egemen kararın aşkınlığı ortadan kaldırılamaz.

  1. Korku, Akıl ve Devletin Rasyonalitesi

Hobbes’ta korku sadece psikolojik bir duygu değil, rasyonel bir işlevdir. İnsanlar korku sayesinde devlete bağlanır. Schmitt, bu rasyonel korku yapısının modern siyasetin kalbinde bulunduğunu kabul eder, ancak bunun makineleşmiş bir düzende sürdürülemeyeceğini söyler. Devletin rasyonalitesi, sonunda kendi mitik kökenlerine geri döner.

  1. Schmitt’in Hobbes’a Eleştirisi

Schmitt’in temel eleştirisi, Hobbes’un egemenliği aşkın bir güç olarak tanımlayıp, ardından onu hukuki pozitivizm içinde “nötralize” etmeye çalışmasıdır. Egemenlik aşkınlığını kaybettiğinde devlet yalnızca teknik bir yapı haline gelir. Bu nedenle Schmitt, Hobbes’un “Leviathan”ını başarısız bir mit olarak görür — çünkü makineleşme, politik kararın yaratıcı anını öldürür.

  1. Hakikat, Yorum ve Karar

Schmitt’e göre Hobbes’un sistemindeki “hakikat”, kendiliğinden gerçeklik kazanmaz; ancak bir otoritenin kararıyla işlerlik bulur. Bu yüzden yasa, hakikati değil, otoritenin yorumunu ifade eder. Devletin varlığı “Protego ergo obligo” (Koruyorum, o halde mecbur bırakıyorum) formülünde özetlenir. Bu, egemenliğin teolojik kökeninin hâlâ sürdüğünü gösterir.

Sonuç

Üçüncü seminer, Schmitt’in Hobbes’u nasıl hem bir kaynak hem de bir eleştiri nesnesi olarak değerlendirdiğini göstermektedir. Hobbes, modern devletin rasyonel ve yapay doğasını ilk kez kavrayan filozoftur. Ancak Schmitt’e göre, Leviathan’ın makineleşmesi politik olanın canlılığını yitirir; egemen kararın aşkın karakteri olmadan düzen sürdürülemez. Bu nedenle Hobbes’un başarısızlığı, aynı zamanda modern siyasetin başarısızlığıdır. Schmitt, Hobbes’un düşüncesini modernliğin krizi içinde “ruhu kurtarma” girişimi olarak okur.

 

Purpose of the Seminar

This seminar examines Carl Schmitt’s interpretation of Thomas Hobbes. According to M. Ertan Kardeş, Hobbes is perhaps the most crucial philosopher for understanding Schmitt’s political thought. Schmitt seeks not merely to praise Hobbes but to expose and rethink the tensions within his theory — especially between sovereignty, law, and theology.

Main Themes

  1. Hobbes’s Central Role for Schmitt

Hobbes is the founder of modern political rationality. Schmitt views him as the thinker who secularized sovereignty but also preserved its theological traces. In Schmitt’s reading, Hobbes remains the philosopher who makes visible the irreducible link between law, authority, and transcendence.

  1. Interpretations of Hobbes

Hobbes has been read as a despotic absolutist, enlightened despot, preliberal authoritarian, or even proto-liberal. Schmitt’s “baroque” reading transcends these categories, emphasizing the productive contradictions in Hobbes’s work — between freedom and law, faith and rationality.

  1. Sovereignty and the People

For Hobbes, the sovereign derives legitimacy from the people but remains above them. The people are the source of power yet politically passive. Law is the command of the sovereign; justice begins where authority speaks. This paradox defines the modern political order.

  1. Natural Law and Freedom

Natural law stems from reason; natural right from self-preservation. Freedom is merely the absence of impediments, not a moral value. Law limits freedom by defining obligation. Schmitt finds in this tension the core of political realism — where liberty is secondary to order.

  1. Matter, Body, and the State

Hobbes constructs a mechanistic universe in which the state mirrors the physical world. The Leviathan is an artificial body — a human-made God. Schmitt interprets this as a Cartesian transfer of soul into the political machine, transforming man into a mechanical being.

  1. Leviathan and Behemoth

Leviathan symbolizes unity; Behemoth represents chaos. The sovereign prevents disorder by enforcing singular authority. Yet Schmitt warns that once the Leviathan becomes a lifeless mechanism, it loses the mythic force that sustains political life.

  1. Mechanism and Legal Positivism

Schmitt criticizes Hobbes for grounding sovereignty in law while reducing law to technical legality. The positivist conception of law turns the political machine into a closed system. True authority, Schmitt insists, requires a decision beyond codified rules.

  1. Fear, Reason, and Rational Order

Fear in Hobbes is not irrational but functional — it motivates obedience. However, Schmitt argues that rationalized fear cannot replace the sacred dimension of political order. The mechanization of fear transforms politics into administration, draining its existential energy.

  1. Schmitt’s Critique

Schmitt sees Hobbes’s rational state as inherently unstable. The sovereign’s transcendence cannot be fully neutralized; each attempt to legalize authority ends in failure. The Leviathan thus becomes a symbol of the modern state’s spiritual exhaustion.

  1. Truth, Interpretation, and Decision

Truth exists only through interpretation and decision. Law embodies not eternal truth but the sovereign’s will. Schmitt’s formula “Protego ergo obligo” captures the structure of authority: “I protect, therefore I obligate.” Political life depends on this vertical relationship between transcendence and obedience.

Conclusion

The third seminar reveals how Schmitt reads Hobbes as both origin and critique of modernity. Hobbes’s rational state, though brilliant, collapses under its own mechanization. Schmitt interprets this as the tragedy of modern politics — the loss of decision, spirit, and transcendence within bureaucratic rationality. Yet for Schmitt, Hobbes’s unresolved tensions remain fertile ground for rethinking the political as an act of decision and order beyond legality.