M. ERTAN KARDEŞ, SCHMİTT’İN ÜÇ KLASİĞİ: MACHİAVELLİ, HOBBES VE CLAUSEWİTZ 4. SEMİNER ÖZETİ

Seminerin Amacı

Bu seminer, Carl Schmitt’in politik düşüncesinde Clausewitz’in konumunu incelemektedir. M. Ertan Kardeş, Clausewitz’in Schmitt’in politik realizmini tamamlayan düşünür olduğunu, savaş kavramı üzerinden politik olanın özünü yeniden tanımladığını göstermektedir. Amaç, savaşın sadece askeri bir olgu değil, politik varoluşun sınır biçimi olduğunu ortaya koymak; Clausewitz’in savaş, düşmanlık ve düzen kavrayışlarının Schmitt’in “Nomos” düşüncesiyle nasıl kesiştiğini tartışmaktır.

Ana Temalar

  1. Savaşın Politik Niteliği

Clausewitz, savaşın “politikanın başka araçlarla devamı” olduğunu belirtir. Bu ifade, savaşın doğrudan politik bir eylem olduğunu gösterir. Schmitt’e göre savaş, dost-düşman ayrımının somutlaşmış biçimidir; bireyler arasında değil, politik birimler arasında gerçekleşir. Savaş, politikanın sürekliliğini sağlar ve egemenliğin en çıplak hali olarak ortaya çıkar.

  1. Şiddet, İrade ve Tanınma

Clausewitz’e göre savaş, düşmanı irademizi yerine getirmeye zorlayan bir şiddet eylemidir. Bu tanım, iki şartı içerir: düşman politik bir özne olarak tanınmalıdır ve irade politik bir irade olmalıdır. Schmitt, bu tanımı politik olanın sınır biçimi olarak değerlendirir; savaş, yalnızca bir güç mücadelesi değil, tanınmış politik varlıkların çatışmasıdır.

  1. Sürtünme ve Belirsizlik

Clausewitz’in “sürtünme” (friction) ve “savaş sisi” (fog of war) kavramları, savaşın belirsizliklerle dolu doğasını anlatır. Savaş, tamamen akılcı bir hesap değil, öngörülemez unsurların etkili olduğu bir alandır. Schmitt bu yaklaşımı, realizmin temel ilkesi olarak görür: hiçbir kavram gerçekliği bütünüyle kuşatamaz, ancak onsuz da gerçeklik anlaşılamaz.

  1. Üçlü Yapı: Halk, Ordu ve Hükümet

Clausewitz, savaşın üç temel bileşenini tanımlar: halk tutkuyu ve nefreti, ordu cesaret ve yeteneği, hükümet ise aklı ve politik amacı temsil eder. Bu üç unsurun dengesinde savaşın doğası belirlenir. Schmitt, bu modeli politikanın canlı yapısının bir ifadesi olarak yorumlar.

  1. Jus Publicum Europaeum ve Savaşın Dönüşümü

Clausewitz’in yaşadığı dönemde savaş, tanınmış devletler arasında belirli kurallara göre yürütülüyordu. Bu, Schmitt’in “jus publicum europaeum” olarak adlandırdığı düzenin ürünüdür. Ancak modern çağda bu denkliğin ortadan kalkmasıyla savaş biçimi değişmiş, asimetrik şiddet ve tanınmayan düşmanlık biçimleri ortaya çıkmıştır. Schmitt, bu durumu “Nomos’un kaybı” olarak tanımlar.

  1. Savaşın Yasaklanması ve Politikliğin Kaybı

Modern uluslararası hukuk, savaşı yasaklayarak politik olanı bastırmıştır. Schmitt’e göre savaşın yasaklanması, düşmanlığın yasaklanması anlamına gelir. Oysa düşmanlık, politik varoluşun temel koşuludur. Bu nedenle Clausewitz’in savaş anlayışı, politikliğin zorunlu bir biçimi olarak yeniden düşünülmelidir.

  1. Clausewitz’in Modern Yorumları

Seminerde René Girard ve Raymond Aron’un Clausewitz yorumlarına da yer verilir. Girard, “aşırılıklara tırmanma” kavramını modern asimetrik şiddet biçimleriyle ilişkilendirir. Aron ise her savaşın kendi “grameri” olduğunu savunur. Bu iki yaklaşım, Clausewitz’in hâlâ modern politik düşüncenin merkezinde olduğunu gösterir.

Sonuç

Dördüncü seminer, Schmitt’in Clausewitz yorumunun, modern politik realizmin doruk noktasını oluşturduğunu göstermektedir. Clausewitz’in düşüncesi, Schmitt için savaşın politik özünü anlamanın anahtarıdır. Savaş, hem politikanın devamı hem de sınırıdır. Schmitt, Clausewitz aracılığıyla modern dünyanın “nomossuz” düzenini eleştirir ve politik olanın yeniden temellendirilmesi gerektiğini savunur. Böylece Clausewitz, Schmitt’in düşüncesinde yalnızca bir stratejist değil, politik varoluşun felsefi boyutunu ortaya koyan bir düşünür haline gelir.

 

Purpose of the Seminar

This seminar examines Clausewitz’s central role in Carl Schmitt’s political thought. M. Ertan Kardeş emphasizes that Clausewitz completes Schmitt’s realism by defining war as the ultimate form of political existence. The goal is to show that war is not merely a military phenomenon but the boundary condition of politics, linking the notions of war, enmity, and order within Schmitt’s theological-political framework.

Main Themes

  1. The Political Nature of War

Clausewitz’s famous statement, “War is the continuation of politics by other means,” defines war as a political act. Schmitt interprets war as the realization of the friend–enemy distinction; it occurs between political entities, not individuals. War thus embodies the continuity of politics and the clearest expression of sovereignty.

  1. Violence, Will, and Recognition

For Clausewitz, war is an act of force to compel the enemy to do our will. The enemy must be recognized as a political subject, and the will must be political. Schmitt views this as the boundary of the political realm — war is not chaos but an organized relationship between recognized political actors.

  1. Friction and Uncertainty

Clausewitz’s notions of “friction” and the “fog of war” express the unpredictable and contingent nature of war. War unfolds between calculation and chance. Schmitt adopts this as a key principle of realism: the gap between concept and reality can never be fully closed.

  1. The Trinity: People, Army, and Government

Clausewitz identifies three elements of war: the people (passion), the army (courage and skill), and the government (reason and purpose). The balance among them defines the nature of each war. Schmitt sees this trinity as evidence of politics as a living, dynamic totality.

  1. Jus Publicum Europaeum and the Transformation of War

In Clausewitz’s era, war was conducted under the classical European public law — a framework of limited conflict between recognized sovereigns. In modern times, this equilibrium has collapsed. Asymmetric warfare and total enmity have replaced classical war. Schmitt calls this transformation the “loss of the Nomos.”

  1. The Ban on War and the Depoliticization of the World

Modern international law’s prohibition of war suppresses the political dimension of human existence. For Schmitt, banning war also means abolishing the enemy, which destroys the foundation of politics. Clausewitz’s realism thus reaffirms the necessity of enmity as a condition of political life.

  1. Modern Readings of Clausewitz

René Girard interprets Clausewitz’s “escalation to extremes” in relation to contemporary asymmetric violence, while Raymond Aron stresses the “grammar” of each war’s internal logic. Both readings demonstrate the continuing relevance of Clausewitz as a political thinker.

Conclusion

The fourth seminar reveals that Schmitt’s reading of Clausewitz represents the culmination of modern political realism. For Schmitt, Clausewitz unveils the essence of war as the continuation and the limit of politics. Through Clausewitz, Schmitt criticizes the “nomosless” world of modernity and reasserts the political as the foundation of human order. Clausewitz thus stands not merely as a strategist but as a philosopher of political existence in Schmitt’s thought.