MEHMET ÖLMEZ, KÖK TÜRK YAZITLARI: KÜL TİGİN OKUMALARI 18. SEMİNER ÖZETİ
Seminerin Amacı
Bu seminerde Kül Tegin yazıtının kuzey yüzünün 6. satırından itibaren anlatılan savaş sahneleri ayrıntılı bir filolojik çözümlemeyle ele alınır. Savaş fiilleri (egirmek, tokımak, sançmak, ağıtmak), etnik adlar (Ediz, Oğuz, Tongra), askerî terimler, renk–at adlandırmaları, geçişlilik–dönüşlülük tartışmaları, yer adları, ikilemeler, zamir kökenleri, sıfat-fiil yapıları, ritüel terimler (yoğ töreni) ve kutsal–kozmik ifadelerin (Öt Tengri Aysar) anlamı tarihsel bağlamıyla birlikte açıklanır. Ayrıca Bilge Kağan’ın Kültigin’in ölümü üzerine söylediği ağıt niteliğindeki sözler, Eski Türkçede duygu ve yas dilinin önemli bir örneği olarak değerlendirilir.
Ana Temalar
- Kül Tegin’in Dokuz Askeri “Egre Tokıması” ve Ediz Boyu
Kül Tegin’in dokuz askeri “çevire döverek” öldürdüğü egre tokımak ifadesi yapı bakımından açıklanır; ardından Ediz boyunun Uygur hakanlık hanedanları arasındaki yeri, Yağlakar ile ilişkisi ve tarihsel süreklilik sorunu tartışılır. Metin, hem askeri sahnenin fiil yapısını hem de Edizlerin tarihsel kaderini birlikte yansıtır.
- Oğuzlarla Bolçu’daki Çarpışma ve Savaş Fiilleri
Sünüşmek fiili üzerinden savaşın karşılıklı oluş–eylem niteliği açıklanır; Oğuzların Türk toplulukları içindeki konumu ve sıkça karşı karşıya gelinen güçlü bir boy oluşu vurgulanır. Kül Tegin’in “azman kır ata binip hücum etmesi” ve sançmak fiilinin “mızrakla delmek” anlamı sahnenin dinamizmini belirler.
- Ülke Fethetmek: Süs’in Sançılması ve “Elin Altmak”
Süsün bağlama göre “ordu–asker” anlamı taşıdığı belirtilir; “süs’in sançtımız, elin altımız” cümlesi, hem askerin öldürülmesini hem de toprağın “alınmasını, fethedilmesini” anlatır. El kelimesinin hem “ülke” hem “hanedan–yönetim” anlamlarına sahip olması Türkçedeki çok katmanlı siyasi söz dağarcığını gösterir.
- “Törtünç” Çuş Başı Savaşı ve Kamşatmak
Çuş başının bir ırmağın kaynak noktası olduğu açıklanır; törtünç sıra sayısı morfolojik olarak değerlendirilir. Adak kamşatmak ifadesi, “ayağı sarsılmak, sendelemek” anlamıyla Türk halkının zor duruma düşmesini anlatır. Yavlak kelimesinin “kötü, kötüleşen” anlamı semantik tarih içinde ele alınır.
- Kaçan Düşmanı Ağıtmak ve Alpagut Erik Okunuşu
Ozmak fiilinin “kaçmak, kurtulmak” anlamları; ağıtmakın “geri püskürtmek, dağıtmak” işlevi açıklanır. Tongra boyundan bir grubun Alpagut erik olarak okunması, alp sözcüğünün çoğul biçimiyle ilişkilendirilir ve önceki yanlış alpagu okumaları düzeltilir.
- Tonga Tegin’in Yoğ Töreni ve Ritüel Dil
Yoğ töreninin Eski Türklerde cenaze, ağıt ve anma ritüellerinin bütünü olduğu, doğru okunuşun yoğ olduğu vurgulanır. Kül Tegin’in burada düşmanı kuşatıp öldürmesi, tören bağlamında siyasal–askeri bir güç gösterisi niteliği taşır.
- Ezgenti Kadiz’de Oğuzlarla Savaş ve “Birle” Edatı
Ezgenti Kadiz yer adı açıklanır; Oğuzların siyasi açıdan en tehlikeli komşular arasında yer aldığı belirtilir. Birle edatının “ile” anlamındaki tarihsel biçimi, Osmanlıcada bilen ve modern Kazakçadaki menen şekilleriyle bağlantılı olduğu gösterilir.
- Basıkmak Fiili: Çamura Gömmek ve Geçişlilik Tartışması
Balıkka basıkmak ifadesinde balıkın “şehir” değil “çamur” anlamında kullanıldığı açıklanır. Fiilin dönüşlü değil geçişli okunması gerektiği; anlamın “çama gömmek, çamura bastırmak” olduğu belirlenir.
- Amga Korgan’da Kışı Geçirmek ve Süt Taşıtmak
Amga Korgan’ın “korunaklı yer/kale benzeri alan” anlamı açıklanır. Kışlap fiili “kışı geçirmek” olarak yorumlanır. Bahar geldiğinde “Oğuzlara doğru orduyu sefere çıkarmak” anlamındaki süt taşıtmak ifadesi, ordu hareketliliğinin sözlü anlatım geleneğindeki önemini gösterir.
- Kül Tegin’i Baş Olarak Bırakmak: Başlayı Akıtmak
Başlamak kelimesinin toplum organizasyonundaki metaforik işlevi açıklanır. Başlayı akıtmak, Kül Tegin’in ordugâhın yönetimine bırakılmasını ve siyasi sorumluluğun ona devrini ifade eder. Bu sırada “Oğuz yağı ordu bastı” cümlesi düşmanın kampa saldırısını anlatır.
- Aile–Soy Bağları ve Esir Olma Tehlikesi
Ögüm katın, öglerim, ekelerim, kelingünüm, kunçuylarım ifadeleri, hanedan kadınları ve yakın aile bireylerini kapsar. Tümü “tirigi kün boltaçı erti” yani “sağ kalırlarsa cariye olacaklardı”; ölüler ise “yurtta, yolda yatı kaltaçı ertiniz”—ortada kalacaklardı. Bu bölüm, savaşın hanedan üzerindeki tehdidini dramatik biçimde görünür kılar.
- Kültigin Yoksa Hepiniz Ölecektiniz: Siyasi Söylem
“Kültigin yok erser kop ölteçi ertiniz” ifadesi, Kültigin’i devletin ayakta durmasının şartı olarak sunan tipik bir siyasi söylemdir. Kağanlığın propaganda dilinde Kültigin’in kahramanlık rolü öne çıkar.
- Kültigin’in Ölümü ve Bilge Kağan’ın Yas Dili
Kergek boltı ifadesiyle Kültigin’in ölümü aktarılır. Bilge Kağan’ın “özüm sakıntım” sözünde sakınmak fiilinin “düşünmek, özlemek” anlamı açıklanır. “Körür közüm körmez teg, bilir biligim bilmez teg boltı” cümlesi, duygusal çöküşü ifade eden güçlü bir yas dilidir.
- Öt Tengri Aysar ve Ölümlülük Kavrayışı
Öt Tengri Aysar ifadesi, önceki “yaşar/yasar” yanlış okumalarının aksine aysar olarak doğrulanır; anlamı “felek buyurduğunda / zamanı geldiğinde” şeklinde yorumlanır. “Kişioğlu kop ölgeli törümüš” cümlesi ise insanın fani yaratıldığına dair kozmik bir kabulü yansıtır.
- Yasın Yoğunluğu: Gözden Yaş Gelmek ve Ağıdı Bastırmak
“Közde yaş gelse tıda” — gözyaşını tutmak; “kömürde sığıt gelse yanturu sakıntım” — gönülden kopan ağıdı bastırmaya çalışmak şeklinde açıklanır. Son cümlede “Ekişad… beglerim, bodunum közlü kaşı yavlak boltacı” ifadesi, yasın toplumsal etkisini anlatır: gözler ve kaşlar ağlamaktan kötü hâle gelecektir.
Sonuç
18.seminer, Kül Tegin yazıtının kuzey yüzündeki savaş sahnelerini, yas ifadelerini ve kozmik–dinsel kavrayışları kapsamlı ama dengeli biçimde açıklayarak Eski Türkçenin hem askerî hem duygusal hem de ritüel dilini görünür kılar. Fiillerin işlevleri, etnik adların konumu, yön–yer ifadeleri ve yas dili bir araya geldiğinde, metnin tarihsel derinliği bütüncül olarak anlaşılır hâle gelir.
Purpose of the Seminar
In this seminar, starting from line 6 of the northern face of the Kül Tegin inscription, the battle scenes are examined through detailed philological analysis. Verbs of combat (egirmek, tokımak, sançmak, ağıtmak), ethnic names (Ediz, Oğuz, Tongra), military terms, color and horse naming, discussions of transitivity–reflexivity, place names, reduplications, the origins of pronominal forms, participial structures, ritual terminology (yoğ), and cosmic expressions such as Öt Tengri Aysar are explained along with their historical context. Bilge Kağan’s words mourning Kül Tegin’s death are evaluated as an important example of Old Turkic emotional and funerary language.
- Kül Tegin’s “Egre Tokımak” of Nine Soldiers and the Ediz Tribe
The phrase egre tokımak, meaning “to surround and strike,” is explained; the Ediz tribe’s place among the Uygur dynastic groups and its uncertain continuation after the Yağlakar family is discussed. The text reflects both the military action and the historical position of the Ediz.
- The Clash with the Oğuz in Bolçu and War Verbs
Through the verb sünüşmek, the reciprocal nature of fighting is explained; the Oğuz are presented as a strong and frequently encountered Turkic group. Kül Tegin’s attack on his “azman kır horse” and the verb sançmak meaning “to pierce with a spear” define the dynamism of the scene.
- Conquering Territory: Piercing the Süs and “Taking the El”
Süs is shown to mean “army/soldiers” depending on context. “Süs’in sançtımız, elin altımız” conveys both killing the soldiers and taking the land. El is explained as meaning both “country” and “dynastic authority.”
- The Fourth Battle at Çuš Başı and the Verb Kamşatmak
Çuš başı is clarified as the source of a river; törtünç is treated as a morphological ordinal form. Adak kamşatmak, “the foot shaking,” describes the hardship of the Türk people, and yavlak is interpreted as meaning “bad, deteriorating.”
- Driving Off the Fleeing Enemy and the Reading Alpagut Erik
The verb ozmak means “to flee,” and ağıtmak means “to drive back.” The Tongra group is described as “Alpagut erik,” the plural of alp, correcting earlier readings of alpagu.
- The Yoğ Ceremony of Tonga Tegin and Ritual Language
The yoğ ceremony is defined as the funerary and mourning ritual, and its correct reading (yoğ) is emphasized. Kül Tegin’s surrounding and killing the enemy during this ceremony reflects ritual and political display.
- Battle with the Oğuz at Ezgenti Kadiz and the Postposition Birle
The place name Ezgenti Kadiz is explained; the Oğuz are noted as one of the most dangerous rivals. Birle, the historical form of “with,” is shown to be related to Ottoman bilen and Kazakh menen.
- The Verb Basıkmak: Burying in Mud and Transitivity
Balıkka basıkmak is clarified as meaning “to bury in mud,” with balık meaning “mud” here, not “city.” The verb must be read as transitive rather than reflexive.
- Wintering at Amga Korgan and Süt Taşıtmak
Amga Korgan is described as a protected site. Kışlap means “to winter.” Süt taşıtmak is interpreted as “to send the army on campaign,” marking the spring movement toward the Oğuz.
- Leaving Kül Tegin as Chief: Başlayı Akıtmak
The metaphorical use of baş in social organization is discussed. Başlayı akıtmak expresses leaving Kül Tegin in charge of the ordugâh. The phrase “Oğuz yağı ordu bastı” narrates the enemy attack on the camp.
- Family–Kinship Groups and the Threat of Enslavement
Expressions such as ögüm katın, öglerim, ekelerim, kelingünüm, kunçuylarım include female members of the dynasty. They would become “cariye” if alive, and the dead would “remain lying on the road and in the settlement,” emphasizing political danger.
- Without Kül Tegin You Would Have Died: Political Discourse
“Kültigin yok erser kop ölteçi ertiniz” presents Kül Tegin as essential to the survival of the state, reflecting the political rhetoric of the inscriptions.
- The Death of Kül Tegin and Bilge Kağan’s Mourning Language
Kergek boltı marks Kül Tegin’s death. Sakınmak is explained as “to think, to long for.” The line “körür közüm körmez teg, bilir biligim bilmez teg boltı” conveys profound emotional collapse.
- Öt Tengri Aysar and the Concept of Mortality
Öt Tengri Aysar is confirmed as aysar, not yaşar/yasar, and interpreted as “when fate commands / when the time comes.” “Kişioğlu kop ölgeli törümüš” expresses the cosmological belief that humans are created mortal.
- The Weight of Mourning: Tears and Suppressed Lament
“Közde yaş gelse tıda” means “to hold back tears,” while “kömürde sığıt gelse yanturu sakıntım” means “to suppress the urge to lament.” The closing description of the Ekişad, nobles, and people having “their eyes and brows ruined” conveys the collective grief.
Conclusion
The 18th seminar explains the northern-face battle scenes, mourning expressions, and cosmic beliefs in a balanced and clear way, revealing the military, emotional, and ritual dimensions of Old Turkic. Through verbs, ethnic names, place references, and lament language, the historical depth and worldview of the inscription become fully visible.
