ÖMER TÜRKER, EBÛ HANÎFE, EL-FIKHU’L-EKBER 1. SEMİNER ÖZETİ
Seminerin Amacı
Bu seminerin amacı Fıkhu’l-Ekber’in erken dönem İslam düşüncesindeki yerini, “fıkıh” kavramının itikadî boyutunu, kelam–fıkıh ilişkisini, tasavvuf ile arasındaki konum farklarını ve Ebû Hanîfe’nin hem amelde hem itikatta kurucu rolünü açıklamaktır. Ömer Türker, metni anlamak için önce “fıkıh”, “fıkhu’l-ekber”, “kelam” ve “itikad”ın tarihsel anlamlarını çözümleyerek Fıkhu’l-Ekber’in neden Sünnî ortak paydanın kurucu metni olduğunu temellendirir.
Ana Temalar
- Fıkıh, Fıkhu’l-Ekber ve Kelamın Ortaya Çıkışı
Erken dönemde “fıkıh” hem davranış hem inanç alanını kapsayan bütüncül bir kavrayış iken zamanla amele dair olan kısım “küçük fıkıh”, inanca dair olan kısım “Fıkhu’l-Ekber” adını almıştır. Kelam disiplini de bu itikadî fıkhın sistemleşmiş hâlidir. Bu ayrım, dinin hem zihni hem davranışsal inşa sürecini iki farklı ilim üzerinden ifade eder.
- Ebû Hanîfe’nin Hem Amelde Hem İtikatta Kurucu Rolü
Ebû Hanîfe yalnızca Hanefî fıkhının değil, daha sonra Mâturîdîlik adı verilen itikadî geleneğin de fiilî kurucu zeminini temsil eder. İlk yüzyıllarda itikadî geleneğin adı “Hanefîlik”tir; Mâturîdîlik adı daha sonra gelişmiştir. Türker, Ebû Hanîfe’nin Hz. Hasan Basrî gibi bütünsel bir dindarlık anlayışının taşıyıcısı olduğunu vurgular.
- Fıkıh ve Kelamın Ortak Yöntemi: İstidlal ve Hakikat Araştırması
Her iki disiplin de nasları anlamak için akıl yürütme (istidlal) kullanır; fıkıh davranışların hükmünü belirlerken, kelam insan zihninin ürettiği düşünceleri ve inançları değerlendirir. Hem fıkıh hem kelam, dinin kavranması için hakikatin doğasını araştıran disiplinlerdir.
- Tasavvufun Bu İki Disiplin Arasında Konumlanışı
Tasavvuf, fıkıh ve kelamın boş bıraktığı “kalbin halleri” alanında ortaya çıkar. Fıkıh davranışı, kelam inancı düzenlerken tasavvuf kalbin ahvalini konu edinir. Türker, tasavvufun sünnete dayalı bir iç-disiplin olarak ortaya çıkışını açıklayarak üç temel ilim arasındaki sınır ve kesişimleri gösterir.
- Dinî İlmin Yapısı: Teorik–Pratik Bütünlük
Fıkıh pratik felsefeye, kelam ise teorik felsefeye benzer biçimde dinî varlık alanını kuşatır. Her iki ilim de nasları anlamak, insan davranışını ve düşüncesini düzenlemek ve dini bütünlüklü şekilde inşa etmek amacıyla kurulmuştur. Tarih boyunca fukaha, mütekellimler ve sûfîler arasındaki tartışmalar bu disiplinlerin kesişim noktalarından doğmuştur.
- Fıkhu’l-Ekber’in Rolü: Sünnî Ortak Paydanın Çekirdeği
Metin, Ehl-i Sünnet’in sonraki yüzyıllarda ortak kabul ettiği çerçeveyi kavramsal hassasiyetle ifade eden en erken metinlerden biridir. Sünnîliğin muhatapları ve kendini ayrıştırdığı gruplar (Mutezile, Haricîler, Şiî gruplar) Fıkhu’l-Ekber’in tartıştığı başlıklarda belirginleşir. Metin tevhid, kader, insan fiilleri, ahiret tasavvuru gibi temel konulara yer vererek Sünnî merkezin teorik temelini kurar.
Sonuç
Bu seminer, Fıkhu’l-Ekber’in yalnızca bir akaid metni değil, İslam düşüncesinde fıkıh–kelam–tasavvuf üçlüsünün nasıl oluştuğunu ve Ebû Hanîfe’nin bu bütünün merkezinde nasıl yer aldığını gösteren kurucu bir metin olduğunu ortaya koymuştur. Ömer Türker’in değerlendirmesi, Sünnîliğin ortak akîdesinin tarihsel çekirdeğini oluşturan bu metnin hem kavramsal hem metodolojik olarak İslam ilimleri geleneğini şekillendiren temel referans olduğunu vurgular.
Purpose of the Seminar
This seminar aims to explain the position of Fiqh al-Akbar within early Islamic thought, clarify the meaning of “fiqh” as a comprehensive intellectual–practical discipline, and show how Abū Ḥanīfa played a foundational role in both jurisprudence and theology. Ömer Türker outlines the conceptual framework necessary to understand why Fiqh al-Akbar later became the central reference point for the Sunni mainstream.
Main Themes
- The Emergence of Fiqh, Fiqh al-Akbar, and Kalām
Early “fiqh” referred to a holistic understanding of religion. Over time its practical dimension became “minor fiqh,” while its doctrinal dimension became “Fiqh al-Akbar,” which developed into the discipline of kalām.
- Abū Ḥanīfa’s Foundational Role in Creed and Law
Abū Ḥanīfa functions as the intellectual root of both the Hanafi legal school and what later became the Māturīdī theological tradition. His approach reflects a unified model of belief and practice.
- Shared Method: Reasoning and the Search for Truth
Both fiqh and kalām rely on reasoning based on revealed texts. Fiqh evaluates human actions; kalām evaluates human beliefs. Both are disciplines aimed at understanding divine intent.
- The Position of Sufism Between These Disciplines
Sufism emerged to address the inner states of the heart—an area neither fiqh nor kalām fully covered. It represents the experiential dimension of religious knowledge.
- The Structure of Religious Sciences
Islamic disciplines developed a theoretical–practical dual structure parallel to classical philosophy: kalām resembling theoretical sciences, fiqh resembling practical sciences.
- The Function of Fiqh al-Akbar in Forming Sunni Orthodoxy
The text defines the core doctrinal boundaries of early Sunnism, distinguishing it from Muʿtazilī, Khārijite, and Shiʿi views. It lays out the essential elements of monotheism, divine attributes, human responsibility, and eschatology.
Conclusion
The seminar shows that Fiqh al-Akbar forms the conceptual backbone of Sunni creed, shaping the development of fiqh, kalām, and later the Sufi tradition. It stands at the center of the intellectual formation initiated by Abū Ḥanīfa and constitutes one of the earliest coherent articulations of Sunni theological identity.
